12 03 2009


Hayatımda müzik namına tat/ptığım ilk idolum Beatles'tı. Üzerinden yüzbinlerce kafayormalar, binlerce yorum, işte sayısal olarak azalan zihinsel faaliyet hanesinde artan şeyler falan yapılmışken; o düşünce kalabalığında onları dinlerken yine de sizi çıplak hissettirmez, daha doğrusu çıplakken bile edep yerlerinizi kapatmanız gerektiğini hissettirmez. Dinledikçe sanki büyük patlamalarla değil de minik jestlerle sağlamlaşmış bi arkadaşınız varmış gibi hissedersiniz. Bazen yüz oluyor işte, aynı yüzü her gördüğünüzde nasıl sıkılamıyorsak, aynı şarkıyı binlerce kez dinlesek de yine de baygınlık ve buhran halinden ziyade huzurla karışık bir güven hissiyle dolarsınız. 
Artık idolüm de kalmadı, Gugıl'da özgeçmişini didik edecek kimsem de. Camera Obscura da, benim için gösterişsiz bi arkadaş gibi. Sürekli beraber takıldığınızda, zamanla ilk izleniminizin önemi kalmıyor. Doyumsuzluğun bir numaralı düşmanı -en amiyane tabiriyle- tekdüzeliğin içindeki kıvrımlar bakmasını bilene. 
Üçüncü albümleri My Maudlin Career nisan sonunda piyasaya çıkıcakmış, ama işte biz aylar öncesinden nasıl oluyorsa hatim edebiliyoruz yüzlerce kez şarkılarını. Geri sara sara hal olduğum Forest and Sands, "based on a true story" ile başlayabilecek bir yol filmi kıvamında. Sülo'nun yürümekle yolların aşınmaması hipotezini çürütmeye gönüllü biz uyuşuk gençler için birebir. Careless Love'ın girizgahı ve My Maudlin Career'in her zerresi beni benden alırken, French Navy ve Honey in the Sun'ın da albümün kendi çapında oturmaya mı geldikleri olmuş. 
Son olarak sözü adının Tracyanne Campbell olduğunu öğrendiğim gönül ağrısını yumuşatan bu kadının laf ettim balkabağı sözlerine bırakıyorum "Söz konusu güfte yazmak olunca hiçbir zaman sert olamadım. Zaten onlara güfte de diyemem. Sadece bir ara yaşadıklarımın bir belgesi."

0 yorum:

Yorum Gönder